
Bizim dörtlü hiçbir doomgünü kutlamasında pasta olayına girmemiştir. Daha çok biryerlere gidip içmeyi tercih ettiğimizden sanırım. Kamusal alanda "hepi börtdey" çığlıkları eşliğinde pasta kesme töreninden nefret ettiğimiz için de olabilir tabii ki.
Ancak bu sefer bir ilke imza attık kendi çapımızda. İlk kez evde bir doğumgünü kutlayınca pastasız olmazdı. Nitekim şu yukarıda görmüş olduğunuz nefaset pastayı herkesler afiyetle yedi.
Doğumgünü sahibi mi?

Canım arkadaşım seni ilk ne zaman gördüğümü, seninle nasıl tanıştığımızı hafızamı ne kadar zorlarsam zorlayayım kesinlikle hatırlayamıyorum. Sana dair bendeki ilk görüntü, birimin oradaki kantinin (o ilk en eski halini hatırlıyor musun?) oraya sessiz bir zerafetle gelişin, güzel bir gülümsemeyle merhaba deyişin. Ben bu kızı seveceğim, kanım ısındı diye düşündüğümü çok net hatırlıyorum. Nitekim de öyle oldu:)
Sıra düzenini Meltem bozar, sen "arkadaşım çizgiye dikkat" diye uyarırdın (gerçi herkesi çizgiye dikkat etmesi için uyarırdın ya neyse, mükemmeliyetçiliğin o günlerden belliydi:)
Seni ilk gördüğüm günden beri iyi arkadaş olacağımızı biliyordum ama bu kadar sıkı dost olacağımız o zamanlar aklıma gelmezdi. Sesimin tonunu bırak, bir kelimenin vurgusunu değişik yapsam anlarsın halimi. Anlatmak istemesem de derdimi anlattırır, dinler, halimden anlar, mutlaka ama mutlaka kendimi daha iyi hissetmemi sağlayacak bir şeyi yapar, ya da söylersin.
Ekibin iki kıvırcığı olarak çok da eğleniriz. En çok da Meltem'e sataşırken bana destek olmanı severim. Yonca ile hararetli hararetli tartışmalarınızı izlemekten keyif alırım. İçimizdeki en entel kişilik olmana rağmen bizim hatırımıza sinemada Sex and the City'yi izlemeni takdirle karşılarım.
"Dostluk emek ister" diyen ve bu konuda da içimizde en çok çaba harcayan canım arkadaşım, hayat gailesi ve zamanın yıpratıcılığına kurban gitmekte olan dostluğumuzu hepimizi ayrı ayrı dürterek, yeri geldiğinde çatır çatır kavga da ederek eski güzel günlerine kavuşturmuş, yeniden ve daha sağlam bir bağla da sıkıca bağlamıştır.
Söyleyecek daha çok şey var ama yazmak her zaman o kadar kolay olmuyor bu ara tam zamanlı annelik çok vaktini aldığı için eskisi kadar çok görüşemiyoruz ama telefon çenesi de işimizi görüyor:)))
Ayhanın, Mayan ve son numaran Ali'nle bir ömür boyu mutlu olun.
Seni çok seviyorum canım arkadaşım, iyi ki doğdun iyi ki varsın.
31.1.2009
3 yorum:
Doğumgünün tekrar kutlu olsun arkadaşım, bu arada yediniz koca askerliği ya daha da birşey demiyorum
Unuttum yazmayı, blog arkadaşlarımı ve onlarla kurduğum muhabbeti de pek kıskanır benim kıvırcık kuşum. Arada trip yapar, kim bu kedila,uyumsuz, windrider falan diye sorar:))))
İki kıvırcığımdan yazar olanım, döktürmüşsün yine... Sana da dediğim gibi, bildiğim ama okudukça daha iyi farkettiğim şeyler yazıyorsun hep can arkadaşlarım hakkında. Eline sağlık canım benim.
Şimdi burada doğum günü çocuğu hakkında birşeyler yazmam gerekiyor di mi?? Baskı var kardeşim, mahalle baskısı:)) Bu kadar yakın ve özel biri hakkında yazmak ne zor geliyor bana. Sanki birini yazsam diğerini unutmuşum ya da önemsemiyormuşum gibi. Sanki yazdıklarım anlatabilirmiş onu gibi. Neyse deneyelim bakalım:
Necoşum için ne demeli?? Bir başkadır o, herkeslerden başkadır. Kendimle bile konuşamadığım şeyleri onunla konuşurum. Zaten sevmem öyle kendime ait şeyleri çok fazla konuşmayı. Bilir o... Çok çaresiz kalmam ve gerçek bir sağduyuya ihtiyacım olması gerekir. Bazen hiç sorgulanmadan, hiç incelenmeden sadece dinlenmek ve destek istersiniz ya, işte öyle zamanlarda konuşabildiğim ender arkadaşlarımdan biridir. Benim için varlığını tek kelimeyle tanımlamam gerekse "güven" derim. O kadar güven verir, o kadar sıcaktır arkadaşlığı. Bilirim hep yakınımdadır, yakındır. Kızarım bazen, sinirlenirim ona, üstüme gelir bazen. Kızarım ama, ilgisi hoşuma gider içten içe. Dürtükler beni, uyandırır, kendime getirir. Gerçek bir dosttur yani. Hani şu nesli tükenenlerden.
Bu kadar yeter, diğer doğum günü çocuğu parçalayacak beni:)) Bi yazmam gelsin, onun için de yazacağım elbet.
Yorum Gönder